Güney Marmara Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği Hakkında Basın Bildirisi

Güney Marmara Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği Hakkında Basın Bildirisi

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Nilüfer Kent Konseyi, Doğader ve Marçep, Güney Marmara Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği hakkında öyle bir ortak açıklama yaptı ki, bir çevre derneği adına utanç verici.

BENZER HABERLER

İşte ortak açıklamanın tam metni:

Halkımıza ve Basına;

“GÜMÇED davadan feragat etti, Akros’un önü açıldı” 23 Temmuz 2010 günü, Bursa yerel gazetelerinde çıkan bu haber bazılarını şaşırtsa da, Bursa’daki yaşam savunucusu kişi ve kurumları pek şaşırtmadı.

Bizler GÜMÇED ‘i (Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği) iyi biliyoruz. Gümçed ’in Bursa Yeşilşehir (Yasemin park) konutları davasından çekilerek davanın düşmesine neden olduğunu biliyoruz. 2006’da Uluabat Gölü kıyısına yasadışı çeltik ekimine karşı giriştiğimiz mücadelemiz sırasında yaşadıklarımızdan biliyoruz. GÜMÇED ’i 2008’de Yenişehir’in Burcun köyündeki ÇED toplantısından tanıyoruz. 2009’da Mustafakemalpaşa’nın Çördük köyündeki atık yakma tesisi mücadelesinde bir kez bile yer almadığı halde basına tüm mücadeleyi GÜMÇED ’in yürüttüğü şeklinde verdikleri tümüyle yalan ve yanlış olan açıklamalardan tanıyoruz.

Tarih 16 Aralık 2008. Yenişehir’in göz alabildiğince tarım arazisi ile kaplı Burcun Köyü yakınlarına kurulduktan sonra tüm Yenişehir ovasını kirlilikle tehdit eder duruma getirecek olan Akros Çimento Fabrikası için yapılacak ÇED-Çevre Etki Değerlendirme toplantısına Bursa’da çevresel alanda mücadele içinde bulunan bizler de katılmıştık. Köye girerken bizleri alışık olmadığımız pankartlar karşıladı. Bunlar kurulması planlanan çimento fabrikasına sahip çıkan pankartlardı. Yadırgadığımız bu durum ÇED toplantısı boyunca sürdü. Biz Anadolu köylüsünün toprağını ata yurdu sayıp ve koruduğunu biliyoruz. Ancak buradaki köylüler ateşli bir biçimde çimento fabrikasını savunuyorlardı. Bizler toplantı sırasında ısrarla ve üstüne basa basa çimento fabrikasının getireceği zararları en anlaşılır biçimde ortaya koysak ta o toplantıda Burcun köylüsü bizi dinlemedi. El kol hareketleriyle bağırarak bizi engellemeye çalıştılar. Olay, yaka paça kargaşa boyutuna gelmeye ramak kalmıştı ki, toplantı sona erdi. Toplantıdan sonra GÜMÇED yetkilileri ortalıktan kayboldular.

Köylülerle yaşadığımız gerginlik, ÇED toplantısı sonrasında yumuşadı. Köylülerin bize aktardıkları ile konu aydınlığa kavuştu. Birkaç ay öncesi GÜMÇED yetkilileri çimento fabrikasının aleyhine yörede çalışma yürütmüşler. Köylülerin bize söylendiği şekliyle anlatırsak, köylüler, GÜMÇED’ in bölgede kendine rakip çıkmasını istemeyen Bursa’da kurulu bulunan bir çimento fabrikasından (bu günlerde yerel basında yer aldığı gibi o zamanki parayla) 5 milyar TL para aldığını ve hatta bu çimento fabrikasının arabalarıyla köye gelip gittiklerini öğrenmiş. Bu durum ortaya çıktıktan sonra fabrika yapılmasına karşı olan köylüler de aldatıldıklarını hissedip karşı yöne geçerek fabrikanın yapılması yönünde destek vermeye başlamışlar. Yöredeki çevre köylere de bu durum yayılmış.

Burcun’daki ÇED toplantısından sonra köylünün çimento fabrikasını destekleyen davranışının temelinde GÜMÇED olduğunu bildiğimiz halde bunu dışarı yansıtmadık. GÜMÇED yetkililerinin bir daha böyle davranışlar içinde olmayacağını düşündük. Ancak GÜMÇED bu tarihten sonra da çevre etiğine sığmayan davranışlar içinde olduğunu gördük. En son bir yıl önce GÜMÇED yetkililerini bir toplantıya çağırarak bu davranışlarından dolayı sözlü olarak uyarmıştık. O gün, çimento fabrikasından 5 milyar TL bağış aldıklarını kabul ederek ve ne var ki bunda demişlerdi. Son olarak GÜMÇED’ in Burcun’da açtığı ve kazandığı davadan 15 Temmuz 2010 tarihi itibariyle geri çekilmesi bizler için bardağı taşıran damla oldu. Geçmişinde de Yeşilşehir davasından çekilerek davanın düşmesine neden olan GÜMÇED’ in Burcun’daki benzer davranışını halkımızın değerlendirmesine bırakıyoruz.

Kendini çevreci olarak nitelendiren bir derneğin ticari piyasaların oyuncağı haline gelip kurulması planlanan tesisin rakiplerinden para alarak “sözde çevre mücadelesi” vermesinin hem yöre insanına hem de çevre hareketine ne kadar büyük zarar verdiğini halkımızın dikkatini çekiyoruz. Halkla her zaman yan yana omuz omuza olmuş biz yaşam savunucularını, Burcun köylüleri ile kargaşa aşamasına getiren GÜMÇED ‘in küçük ve basit çıkar hesapları olmuştur.

GÜMÇED, 15 Temmuz 2010 günü aldığı kararla Akros Çimento aleyhine açıp kazandığı davalardan çekilmesine, İTÜ-İstanbul Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı raporunu gerekçe olarak göstermektedir.

    * Oysa hiçbir rapor, tarım alanlarını çimento gibi dünyanın en kirletici sanayisi ile kirletme nedenini açıklayamaz.
    * Hiçbir gerekçe, bu fabrikanın Toprak Koruma Kurulu’ndan 2 kez red aldıktan sonra, kuruldaki 2 kamu üyesinin değiştirilmesiyle 3. kez yapılan başvuruyla izin alabildiği gerçeğini değiştirmez.
    * Ülkemizde tarım alanlarını tehdit eder boyutta çimento fabrikası kurmaya izin veren hiçbir rapor, neden dünyadaki pek çok ülkenin halk ve çevre sağlığı gerekçeleriyle çimento gibi kirletici sanayi tesislerini artık ülkelerinde istemediklerini ve bu yönde yasalar çıkarttığını anlatmaz.
    * Bu rapor, dünyanın pek çok ülkesi için çimento üretmek yerine başka ülkelerden ithal etmenin neden toplum sağlığı ve ülke geleceği için daha karlı olarak anlaşıldığını açıklamaz.
    * Halk ve çevre sağlığı ciddi olarak yasalarına geçirmiş ülkelerdeki yasal engellerden dolayı kapanma aşamasına gelen fabrikaların neden Türkiye gibi ülkelere taşındığını belirtmez.
    * Türkiye’de kendi ihtiyacının çok ötesinde çimento üretildiğini, %30’u dış ülkelere ihraç edilen çimentonun çevresel kirliliği tümüyle ülkemizde kaldığını bildirmez.
    * Bu rapor, çimento üretiminin neden son 12 yılda % 60’ın üzerinde arttığı halde çimento sektöründeki istihdamın %10 düzeyinde kaldığını anlatmaz.
    * Bu rapor, sözde çevreci yakıt kispesi altında çimento fabrikalarının ocaklarında yakılan tehlikeli atıklardan çıkan gaz ve küllerin halk ve çevre sağlığını ciddi oranda tehdit oluşturduğundan bahsetmez.
    * Bu rapor, 1 ton çimento üretimi sırsında 1 ton karbondioksit çıktığını ve bu haliyle çimento sanayinin dünyanın en kirletici sanayileri arasında yer aldığı gerçeğinden bahsetmez.
    * Kyoto protokolü ardından Kopenhag’ ta iklim görüşmeleri çerçevesinde bir araya gelen dünya ülkelerinin arasında karbondioksit salınımının en hızlı arttıran ülkenin % 118 ile Türkiye olduğunu bu raporlar söylemez.
    * Türkiye’nin karbon salınımındaki artıştaki önemli bir payın da çimento üretiminden kaynaklandığı gerçeğinden bu tür raporlarda bahsedilmez.
    * Ne yazık ki artık A.Ş. haline getirilerek şirketleştirilen üniversitelerimizin ne kadar bilimsel ve çok yönlü araştırıldığı şüpheli bu raporları, devasa paralar ödenerek verilen ticari bir uygulama halini aldığı gerçeğini değiştirmez.

GÜMÇED’ in davadan çekilmesiyle dava düştü ancak değişen bir şey olmadı. Bursa Barosu’nun aynı konuda açtığı ve kazandığı dava halen yürürlükte olduğu için çimento fabrikasının kurulmasına karşı hukuksal engel halen sürüyor olması büyük bir şans olarak değerlendiriyoruz. Ancak GÜMÇED yönetimi bu kararıyla bir kez daha çevre hareketini baltalamıştır.

Bugünkü haliyle GÜMÇED (Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği) Bursa merkez yönetiminin çevre etiğine aykırı uygulamalarını kınıyoruz. GÜMÇED artık GÜM-ÇEK olmuştur. Geçmişinde Cargill konusunda onurlu mücadeleler vermiş bu derneğin geldiği bu günkü durumu üzüntüyle karşılıyoruz. Bizler çevre sorunlarını, yaşam savunucusu olduğuna inandığımız kişi ve kurumlarla ortaklaştırarak çözme yolunu seçtik. Bundan sonra da bu yolda yürümeye devam edeceğimizi halkımıza duyururuz.

30-07-2010 15:31:43
Bu haber toplam 2547 defa okunmustur
# # #


#
KULLANICI YORUMLARI
#
Via/Port Venezia
#RÖPORTAJLAR
#KONUT KREDILERI
  • #

    120 Ay

    1,13

    #
  • #

    120 Ay

    1,27

    #
  • #

    120 Ay

    1,12

    #
  • #

    120 Ay

    1,32

    #
#
#TOKI DUYURULARI
#ANKETE KATILIN
#

Ekonomik Kriz Gayrimenkul Sektörünü Nasıl Etkiler?