Türkiye Müteahhitler Birliği(TMB) Başkanı
Emin Sazak, "Hızlı nüfus artışı ve göçler, denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme, yoğun kaçak yapılaşma ve sık sık başvurulan imar afları ülkemizdeki deprem ve diğer afet risklerini her geçen gün daha da artırmış, kentsel dönüşüm projelerini pek çok kentimizde bir zorunluluk haline getirmiştir" dedi Türkiye Müteahhitler Birliği(TMB) Başkanı Emin Sazak, "Hızlı nüfus artışı ve göçler, denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme, yoğun kaçak yapılaşma ve sık sık başvurulan imar afları ülkemizdeki deprem ve diğer afet risklerini her geçen gün daha da artırmış, kentsel dönüşüm projelerini pek çok kentimizde bir zorunluluk haline getirmiştir" dedi.
Van'da yaşanan
depreme ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emin Sazak, üye firmaların inşaat makineleri, otobüs gibi araçları yardım ve kurtarma faaliyetleri için seferber ettiğini belirterek, deprem bölgesinde yaraların sarılmasına yönelik her türlü acil ve uzun vadeli yardımlara hazır olduklarını belirtti. Deprem felaketi ile Türkiye'deki binaların güvenliği ile ilgili sorunların yeniden gündeme geldiğini belirten Sazak, 2003 yılında "Deprem ve Kurumsal Yapılanma - Afet Yönetimine Giriş" başlığı altında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Karaesmen'in başkanlığındaki bir akademisyenlere kapsamlı bir araştırma yaptırıldığını "Deprem hasarlarını ve zararlarını nasıl azaltabiliriz" sorusuna yanıt arandığını kaydetti. Hazırlanan rapora ilişkin bilgi verene Sazak, şu değerlendirmede bulundu:
"Yapılan bu çalışmada toplumsal ve bireysel algılamadaki belirsizlik ve yanlışlıklar, afet zararlarının azaltılması için gerekli olan uzun soluklu ve örgütlü uygulama düzeneğinin kurulamayışı, mevcut kurumsal yapının kurgusundaki ve işleyişindeki yetersizlikler, deprem afetine karşı koymayı ciddi ve karmaşık bir sorun haline getirmektedir. Bu konu devlet ve toplum gündeminin ön sıralarına bir türlü gelememektedir. Geçmiş depremlerde yaşananların tekrarlanmaması için kamu yönetimi ciddi bir durum değerlendirmesi yapmalı, gerekli hukuki, idari ve teknik düzenlemeleri acilen gerçekleştirmelidir' sonucu ortaya konmuştur."
-GELİŞME PLANLI OLMALI-
Sazak, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu ve bu gerçeğin bilinciyle, benzer acıların bir daha tekrarlanmaması için üzerinde hassasiyetle durulması gereken noktaları şöyle sıraladı:
"Yaşanabilir, sürdürülebilir ve deprem güvenliğine sahip bir çevre, her şeyden önce rant odaklı ve çarpık yapılaşmaya yol açan kentsel gelişmenin yerine bilimsel ve teknik standartları dikkate alan planlı gelişmeyi koymakla mümkündür. Yapı standartlarının geliştirilmesi kadar etkin bir yapı denetim sisteminin hayata geçirilmesi de önemlidir. Hızlı nüfus artışı ve göçler, denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme, yoğun kaçak yapılaşma ve sık sık başvurulan imar afları ülkemizdeki deprem ve diğer afet risklerini her geçen gün daha da artırmış,
kentsel dönüşüm projelerini pek çok kentimizde bir zorunluluk haline getirmiştir. Kentler insanlara yaşam kalitesi sunmak içindir. Bu anlamda, kentleşmenin yanı sıra kentlilik bilincinin, duyarlılığının, kararlara katılma, kente sahip çıkma ve hesap sorma sorumluluğunun toplumun her kesimine yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi megapollerin yanı sıra tüm kentlerimiz için uzun vadeli, sürdürülebilir kentsel planlar hazırlanmalı, şehirlerin büyüme ve gelişme projeksiyonları yapılmalı, altyapı ve üstyapı ihtiyaçları belirlenmeli ve karşılanmalıdır. Aksi takdirde, plansız kentsel gelişmenin ve yapılardaki kalitesizliğin bedelini sadece gerileyen yaşam kalitesi ve ekonomik kayıplarla değil sel, deprem gibi doğal afetlerde kaybedilen canlarla da hep birlikte ve en ağır şekilde ödemeye devam etmemiz kaçınılmazdır."
-BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMLARI HAYATA GEÇİRİLMELİ-
Büyük kentlere göçün önlenebilmesi için başlatılan çalışmalar kapsamında bölgesel kalkınma programlarının hayata geçirilmesinin önemine dikkat çeken Sazak, hükümet ile tam bir uyum içerisinde olduklarını belirtti. Sazak,
TOKİ tarafından başlatılan konut hamlesinin, özellikle Anadolu kentlerinde belli bir kalite düzeyinde, mevzuata ve teknik şartnamelere uygun, yerleşim alanları yaratılmasının başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Bu tür çalışmaların genişletilerek mevcut yapılaşma içerisinde kalitesiz, plansız yapı stokunun yoğun olduğu kent ve bölgelerde kentsel dönüşüm projeleri planlanarak hayata geçirilmesinin önem taşıdığını ifade eden Sazak, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu çalışmada özel sektörün aktif ve geniş katılımının sağlanabilmesi için talep yaratılması, yatırımların ve üretim merkezlerinin Anadolu'ya dağıtılması için kapsamlı, verimli, sonuç odaklı planlama ve teşvik sistemi getirilmesi yararlı olacaktır. Sadece teşvik verilmesinin etkin olmadığı geçmiş deneyimlerden gözlenmiştir. Ulaşım, nakliye, işletme gibi giderleri de dikkate alan geniş perspektifli bir planlama yapılması gerekmektedir. Türk
inşaat sektörü bu süreçte üzerine düşecek rolü en iyi şekilde yerine getirecek birikim ve donanıma fazlasıyla sahiptir. TMB bu konularda yürütülecek mevzuat geliştirme, kurumsal yapılanma, uygulama gibi tüm çalışmalara kamu kurumları ile işbirliği yaparak, yurtiçinde ve yurtdışında kazanılan deneyimleri paylaşarak katkı sağlamaya her zaman hazırdır."