Bakan
Veysel Eroğlu, HES'i protesto eden 17 yaşındaki Leyla Yalçınkaya için 9 yıl hapis cezası istenmesi konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. Eroğlu, "Askere ağır küfür etmiş. Bu 17 yaşındaki bir genç kıza yakışmaz" dedi.
Bu sene gerek yağmur gerek kar açısında oldukça yağışlı bir yıl geçirdik. Barajlarımızın doluluk oranı nedir?
Yağışlarda bu sene, Kasım-Aralık aylarında bir azalma olmasına rağmen Ocak-Şubat aylarında meydana gelen ciddi kar ve yağmurlar ile uzun yıllar ortalamasının üzerine çıktı. Türkiye ortalamasında i uzun yıllar ortalamasına göre %12'lik bir artış oldu. Hatta hatırlarsanız, aralık ayında bazı gazetelerde "2012 yılı kurak geçecek, şehirler su sıkıntısı çekecek" denildiğinde ben; "Ocak Şubat ayında büyük yağış bekliyoruz. Merak edilmesin hiçbir şehrimizi susuz bırakmayız" demiştim. Büyük şehirlerin ta 2060 yılında kadar, İstanbul-Ankara- İzmir- Diyarbakır- Adana gibi tüm büyük şehirlerin içme suyu ile ilgili planlamasını yapıyoruz. . Hatta biz 81 ilimiz ile ilgili içme suyu eylem planı yaptık.
Barajlarda da ciddi doluluk oranları var. Barajlarda aşağı yukarı geçen seneki seviyeyi yakalandı. Hatta Bursa ve İstanbul geçen seneki seviyeyi aştı.
Ankara %22.2 dolu. Ama Ankara'da Çamlıdere Barajı çok büyük olduğu için bir problem yok. Hatta Ankara için biz şu anda 32 km uzunluğunda dev bir tünel inşa ediyoruz. Gerede'den Ankara Çalıdereye muazzam bir tünelle su getireceğiz. O da devam ediyor.
Ayrıca İstanbul'da özellikle %84,3 doluluk var. Bir problem yok. 2007-2008 yıllarında sıkıntı olduğu zaman biz Melen'den suyu Ömerli Barajı'na akıtıvermiştik.
İzmir'de geçen seneki nispette: % 54 . Bir problem yok. İzmirli vatandaşlarımız susuz kalmasın diye Gördes'ten 35,5 km uzunluğunda 2m çapında dev bir hat ile Gördes barajını İzmir'e bağladık. Şimdi
İzmir Büyükşehir Belediyesi bizden 65-66 km daha bir isale hattı istedi. Onun da inşaatına başladık. Hatta temelini atmıştık geçen ay. İzmir'in de bir su problemi yok.
Bursa'da %75 dolu bir problem yok.
Sizin bakanlığınızın konularından bir tanesi de ormancılık. 2B, yani orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışı. Alt komisyona gitti mecliste, ne zaman genel kurula gelir ve çözüm herkesi tatmin edici olacak mı?
31 Aralık 1981 tarihinden önce, tamamen anayasaya göre, orman vasfını kaybetmiş değerlendirilmesi gereken anayasanın emredici hükmü olarak ele alınması gereken bir husustu. Bu arazilerin üzerinde yapılar var, belediyeler var, organize sanayi bölgeleri var. Bunların tekrar orman haline dönmesi mümkün değil. 410.000 hektar civarında bu alan. 100.000 hektarı da yollar, bir takım kamu kurumlarını, dereleri çıkarırsak, yaklaşık 300.000 hektarlık bir alan. Şimdi özellikle bu konuda hükümetler geçmişte bunu değerlendirmek için çalışma yapmışlar. Ama tespitler yapılmamış. 2B alanlarındaki gerek orman gerekse tabu kadastrosu buradaki kullanıcılar, hak sahipleri, buradaki tapu ve kadastro işlemlerini bunların tescil işlemlerini yapamamışlar. İlk defa bunların çalışmalarını biz yaptık. Ben bu işleri bilen bir kişiyim. Hem mesleğim icabı hem de yıllarca İSKİ ve DSİ'de genel müdürlük de yaptım. Dolayısıyla konuyu bildiğim için bu mevzuda ciddi bir çalışma yaptık. Bu çalışmalar hemen hemen bitti.
Mağdur bir kesim oluşacak mı?
Mağdur diye bir şey yok. Bu bir problem. Kangren olmuş bir meseleyi tamamen çözüyoruz. Dolayısıyla bu husus bakanlar kurulunda görüşüldü ve yüce meclise sevk edildi. TBMM ana komisyon olarak Tarım ormancılık ve köy işleri komisyonuna sevk etti. Ben geçtiğimiz Çarşamba günü komisyona çok detaylı bilgi sundum. Komisyon bunun bir alt komisyona gönderilmesi hususunda karar aldı. Bu Çarşamba günü de alt komisyonda görüşmeler yapılacak. Genel kurul da tahmin ediyorum mart ayı içinde görüşülür. Şunu gördük, biz daha önce de tüm grupların görüşünü almıştık. Seçimlerde de bütün partiler, 2B meselesinin çözümü konusunda ittifak halinde olduklarını belirtmişlerdi.
Ne kadar gelir bekleniyor?
Şu anda o geliri söylemek doğru değil. Bunların hesabı yapılıyor.
Bazıları diyor ki; ormanlar peşkeş çekiliyor. Bu son derece yanlış. Bunlar tamamen cahillerin ifadesi. Buralar zaten orman alanı değil. İşgal edilmiş. Daha 1981 yılından bu yana üzerinde işgaller var. Vatandaş oturuyor veya sanayici veya organize sanayi ya da şehir kurulmuş. Fakat bunların malikleri belli değil, arazinin sahibi belli değil orman gözüküyor. 2B kapsamına alınmış anayasanın hükmü gereğince. Bunların bedeli de alınamıyor işlem de yapılamıyor. Dolayısıyla bu kangren olmuş meseleyi çözmek için biz bilimsel esaslara göre ciddi bir adsım attık.
Gelen paranın harcanacağı yer belli mi?
Gelirle tamamen milletimize hizmet olarak sarf edilecek. En az 2A ve 2B alanının iki katı kadar yeni orman alanı teşkil edecek. 400.000 ise 800.000 hektarlık alan. Orman köylüsüne destek verilecek ayrıca kentsel dönüşüm için kullanılacak. Kentsel dönüşüm çok önemli. Pek çok yerde deprem riski var. Bunu Marmara depreminde, Dinar ve Simav depremleri ve en son Van depreminde yaşadık. Dolayısıyla Depreme dayanıklı yeni bir takım yapıların kurulması ve kentsel dönüşümün gerçekleşmesi gerekiyor. Gelirler oralarda kullanılacak.
HES'ler ile ilgili görüşlerinizi biliyoruz. Fakat karşı görüşte olanlar var. Bunlardan Erzurum Bağbaşı beldesine yapılmak istenen HES'i protesto eden 17 yaşındaki Leyla Yalçınkaya için 9 yıl hapis cezası istenmiş. Bu konudaki görüşünüz nelerdir.
Bir kızın bu şekilde bir cezaya muhatap olması hepimizi üzer. Ama orada cezaya muhatap olması HES'e karşı çıkmasından dolayı değil. Askere taş atmış ve küfür etmiş. Bir genç kızın yapmayacağı bir şey. Protesto edebilirsin, o ayrı bir şey. Ama kalkıp da emniyet güçlerimize taş atmış. Askerin yaralanmasına sebep olmuş, asker şikayetçi. Ayrıca bir asker de çok ağır küfür ettiğini ifade ediyor. Konu mahkemeye Ben konuda fazla mütalaada bulunmak istemiyorum.
Biz HES'leri bu millet için bu vatan için, vatandaşlarımızın mutluluğu için yapıyoruz. Şimdi elektrik enerjisi olmasa Türkiye'de, karanlıkta kalsa ne olur acaba. Bugün köylerde bile çamaşır makinesi, buzdolabı bulaşık makinesi var. Hiç birisinin çalışma imkânı var mı? Biz enerjide %73 dışarıya bağımlıyız. Şu anda herhangi bir ülke doğalgaz vanasını kapatsa. Nitekim ocak ayında bazı ülkeler kapatmıştı. Ne oldu o zaman? Türkiye'yi karanlığa düşmekten hangi tesisler kurtardı. Hidroelektrik enerji santralleri kurtardı. Biz yedekleri devreye soktuk ve Türkiye'ye hissettirmeden Gerçekten sıkıntılı olan o dönemi aştık. Şimdi böyle bir şey olamaz; su akacak biz bakacağız. Bu kabul edilemez.
HES'lerle ilgili karşı tarafın iddiaları tamamen yanlıştır. Saçma sapan görüşlerdir. Çevreye verilen hiç bir zarar yok. HES esasen çevreye faydalı. Bir kere HES'ler temiz enerji. Tüm dünyada yenilenebilir ve küresel ısınmaya karşı en etkili bir enerji sitemi olarak planlanıyor. Bakın en etkili. Hatta tüm dünyada teşvik ediliyor. Amerika'sından Japonya'sından, Finlandiya'sından Avrupa'daki tüm ülkelere kadar HES'lerdeki enerji potansiyelini %80-90'nını kullanmışlar. Finlandiya %100'ünü kullanmış.
Bunlar ile ilgili çevreye zarar veriyor deniliyor. Ağaç kesiyorsak onun 5 katı kadar yeni ağaç dikiyoruz. İkincisi HES'ler bir köye giden yol inşaatının %1'i kadar zarar vermiyor. Üçüncüsü Hes'ten çıkan sular zehirlidir. Külliyen yalan. Su daha temizdir. Çünkü tribünlere zarar vermemesi açısından özellikle yabancı maddeler çöktürülür. Yani HES'ten çıkan su, giren sudan daha temiz. Bir de derelerimiz tamamen yok edilecek, kurutulacak deniliyor. Öyle bir şey yok. HES'ler su tüketmiyor. Sadece suyun gücünden istifade ediyor. Biz arada bir kesinti varsa, orada da deredeki tabi hayatın devam etmesi için gerekli ola can suyunu bıraktırıyoruz. Bu konuda kesin taahhütname var. Kontrol ediyoruz.
Bir diğer husus da; HES karşıtı olan gruplar vatandaşlara diyorlarmış ki; efendim sizin suyunuzu özel şirket alacak ve siz buradan sulama ve içme suyu istediğiniz aman sizden para isteyecekler. Öyle bir şey yok, o kadim eski sulakları varsa sulama suyu içme suyu onu tamamen alacaklar.
Kaç tane daha HES kurulması planlanıyor.