Türkiye'de Sigortacılık ve Sigortacılığın Geçmişi

Türkiye'de Sigortacılık ve Sigortacılığın Geçmişi

Türkiye’de 19.yy’ın ikinci yarısından önce sigortacılıktan söz etmek pek mümkün değildir.

BENZER HABERLER

Bazı Anadolu köylerinde bu tarihten önce gereksinme halinde yardım sağlamak, halkın uğrayacağı zararı karşılamak amacıyla sendikalar kurulduğu, esnaf kuruluşlarının ölüm ve hastalık durumlarında üyelerine yardım amacıyla örgütlendikleri bilinmekteyse de bunlar gerçek anlamda sigorta olmayıp, güvenlik, yardımlaşma, sosyal dayanışma düşüncesi ile oluşturulmuş kuruluşlardı. Bunlar da birkaç köye özgü kalmış, Anadolu’ya yayılarak bir gelişme gösterememişlerdi.

Avrupa’daki sigorta konusunda kaydedilen önemli gelişmelere karşın, Osmanlı toplumunun sosyal özellikleri, dini ortam, mali düzen, buradaki gelişimi engelliyordu. 19. yy’ın ikinci yarısında meydana gelen yangınlar ve bunların sonucunda uğranılan büyük hasarlar,   hakkındaki olumsuz düşünceler üzerinde az da olsa etki yaptı ve sigortanın doğmasına neden oldu. Özellikle 1870 yazında Beyoğlu’ndaki yangında ( Büyük Pera Yangını ) çok sayıda işyeri, ev, cami ve kilisenin yanması, bu bölgede de daha çok yabancı ve yabancılarla ilişkide olan zenginlerin oturması sigortanın gelişme sürecini hızlandırdı.

Türkiye'de sigortacılık Batı Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yenidir. 1870 yılında İstanbul'da meydana gelen büyük yangının arkasından Türkiye'de yabancı sigorta şirketleri acentelik açarak Türk sigorta sektörüne tamamıyla hakim olmuşlardı. İlk ulusal sigorta şirketi, Osmanlı Imparatorluğu zamanında 1916 yılında kurulmuş ve 1923 yılında Cumhuriyetin ilanından sonra diğer ulusal şirketlerce takip edilmiştir. Her ne kadar sigorta ibaresi ilk kez 1860 tarihli Ticaret Kanununda yer almışsa da, sigortacılığın tarifi, sigorta sözleşmelerinin tipleri ve bunları yöneten şartlar bilahare 1906 tarihli Ticaret Kanununda tanımlanmıştır. Ancak tüm yabancı ve yerel sigorta şirketlerinin faaliyetlerini düzenleyen ve poliçe sahiplerinin haklarını gözeten yasa, "Zorunlu Reasürans Yasası" ile birlikte 1927 yılında çıkarılmıştır. Böylece sigortacılık faaliyetlerinin ve denetleme ilkelerinin yasal şekli tesis edilmiştir. Türk Sigorta Sektörü halen bazı maddeleri zaman içinde gereksinime göre değiştirilmiş bulunan 1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ile yürütülmekte olup modern, Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu ve bağımsız bir denetleme sistemine sahip yeni yasa taslağının yasalaşmasını beklemektedir.

1990 yılına kadar tarifeli bir piyasa olan Türk sigorta sektörü aynı yıl Türk ekonomisinin serbestleştirilmesi paralelinde Motorlu Araç Trafik Sigortaları hariç hayat-dışı branşlarda tarife sistemini terk etmiştir. Hayat Sigortaları 1982 yılında serbestleştirilmiştir. Öte yandan, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası (2004), Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası (1991), Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası (1991), Zorunlu Karayolu Taşımacılığı Mali Sorumluluk Sigortası (2005), Zorunlu Sertifika Mali Sorumluluk Sigortası (Elektronik imza) (2005), Özel Güvenlik Mali Sorumluluk Sigortası (2005) ve Meskenler için Deprem Sigortası (2000) kullanıma sunulmuştur. Kamu menfaatinin söz konusu olduğu durumlarda zorunlu sigorta ihdası konusunda karar verme yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.

Türkiye deprem riskine maruz olduğu için 1993 yılından bu yana yangın sigortalarına ek olarak deprem teminatı verilmesi halinde kullanılmak üzere koasürans ve muafiyet oranları içeren zorunlu bir Deprem ve Yanardağ Püskürmesi tarifesi yürürlüktedir. Ayrıca, değişik koasürans ve muafiyet oranları içeren ancak uygulaması zorunlu olmayan bir Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri ve Terörizm tarifesi de sektör tarafından kullanılmaktadır.

Yine 1993 yılından beri Türkiye'de faaliyet gösteren sigorta ve reasürans şirketleri yangın ve mühendislik branşlarında saklama paylarında kalan net primler ile bunların getirilerini deprem hasarlarını karşılamak üzere 15 yıl süreyle olağanüstü karşılık olarak ayırmak zorundadırlar.

Zaman içerisinde yeni kurulan sigorta şirketlerinin sayısı artarken, sigorta taleplerinin aynı ölçüde artmaması, ayrıca prim tahsilatında yaşanan sorunlar dolayısıyla, 1993 yılından itibaren çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile 7397 sayılı Kanunda birtakım düzenlemelere gidilmesi ihtiyacı duyuldu. 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren sigorta primlerinin tahsili sorununa çözüm getirilmesi amacıyla, primlerin acente cari hesapları üzerinden takibi sistemi yürürlükten kaldırılarak, poliçe bazında takip sistemi uygulamaya konuldu.

2000 yılında, 1999 depremlerini takiben meskenler için zorunlu hale getirilmiş bulunan deprem sigortalarını yürütmek üzere tesis edilen "Doğal Afet Sigortaları Kurumu" (kısaca DASK) Pool'u tesis edilerek yönetimi ilk beş yıllık süre için bu konuda deneyimli Millî Reasürans T.A.Ş.’ye verilmiştir. Türkiye'de 23.07.1927 tarih ve 1160 sayılı Yasa ile şekillendirilmiş zorunlu reasürans devri 31.12.2001'de sona ermiştir.

Türkiye'de faaliyette bulunan tüm sigorta ve reasürans şirketleri, sigortacılığın geliştirilmesi ve şirketler arasındaki dayanışmanın sağlanması konularında sigorta sektörü ile hükümet arasında bir halka oluşturan "Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği"ne üye olmak zorundadırlar. Türk sigorta endüstrisi, Devlet Bakanlığına bağlı Hazine Müsteşarlığı kapsamında olup Türkiye'de sigortacılık faaliyetleri kamu menfaatini korumak amacıyla Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bir ünitesini oluşturan "Sigorta Denetleme Kurulu" tarafından denetlenmektedir. Bu denetim, zaman içinde değişen gereksinim ve talepler göz önüne alınarak zaman zaman değiştirilen 1959 tarihli "Sigorta Denetleme Yasası" kapsamında yürütülmektedir. Hazine Müsteşarlığı'nın bir Sigortacılık Genel Müdürlüğü bulunmaktadır. 20/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı teşkilat kanunu ile Sigortacılık Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Sigorta sektörünün düzenlenmesine ilişkin görevler, halen Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Türk sigorta sektöründe faaliyet gösteren şirketler, tekdüzen hesap planına göre hazırladıkları bilanço, kar/zarar hesapları ile yükümlülük karşılama yeterliliği tablolarını her üç ayda bir Hazine'ye göndermek zorundadırlar.

(Kaynak: Milli Reasürans A.Ş. ve Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü internet siteleri, Prof.Dr. Haydar Kazgan, “Osmanlı’dan Günümüze Türk Finans Tarihi”)

29-06-2010 12:34:33
Bu haber toplam 3414 defa okunmustur
# # #


#
KULLANICI YORUMLARI
#
Via/Port Venezia
#RÖPORTAJLAR
#KONUT KREDILERI
  • #

    120 Ay

    1,13

    #
  • #

    120 Ay

    1,27

    #
  • #

    120 Ay

    1,12

    #
  • #

    120 Ay

    1,32

    #
#
#TOKI DUYURULARI
#ANKETE KATILIN
#

Ekonomik Kriz Gayrimenkul Sektörünü Nasıl Etkiler?